Bakalım tozlu raflardan neleri çıkaracağım bugün önünüze:
Cadı Sila desem mesela? Evet, Hügo'nun ailesini kaçırıp kafese tıkan o vamp kadın! Oyunda hügo ölünce Sila'nin o siyah tırnaklarıyla tırnaklarıyla tık tık tık bilgisayarın camına vurma sesi hala kulaklarımda!
Bilgisayar oyunlarından başlamışken, atari salonlarıyla devam edelim. Atari salonlarında harçlığımızın yettiği kadar jeton alır, oynayacağımız oyunun sırasına geçer, bizden önce oynayanları izlerdik. Efsane oynayanlar olurdu. O sıralarda beklerken birileri mutlaka 'Ahmet var ya Street Fighter'da oyun sonu getiriyor, hem de her oynadığında' derdi. Bu arada ben de Chun-Li ile oyun sonu getirirdim :)
Tabii ki Taso'ları unutmadım. Bütün çocuklar taso toplarlardı. Sonra da bulduğumuz ilk merdivenin basamaklarına oturur tasolarımızla oynardık. Tasonuz başka bir tasoyu 'Yerdi.', artık yediği o taso da sizin olurdu. Taso'ların en makbulleri çizgi film karakterlerinin etrafında halkalar olanlarıydı. Bunlara galiba 'Mega Taso' gibi bir şey derdik. Yanlış hatırlıyorsam düzeltin lütfen.
Su savaşları yapardık bol bol. Bazen hortumlarla, bazen pet şişelerle, bazen poşetlerle bazen de yüzüklerimizle! Bu yüzükleri hatırlayan var mı aranızda?
ve sevgili Çimkafa'lar! Çimkafa adamları unutmak mümkün mü? Bu adamcıklar keltoşken alınır, saçları çıksın diye itinayla sulanırdı.
Bu seri 90'lara dair tüm özlediklerimi paylaşana kadar devam etsin istiyorum. O kadar çok şey özlüyorum ki, daha uzunca bir süre okuyacaksınız sanırım :)
Hamiş: Bugün pazartesi ve 'Vidyo'larla haftanın çetelesi' serisini yayınlama günüm, farkındayım. Fakat vine videolarını direkt olarak blogda paylastigimda, blogu oldukça yavaşlattıklarını farkettim. Bu yüzden yeni bir yöntem düşünene kadar Vine serisini erteleyeceğim sanırım.






