Şinitzel mi demiştiniz?


Viyana mutfağı denince akla ilk olarak şinitzel ve Viyana'nın en meşhur şinitzel lokantası denince de  Figlmüller geliyor. Eh Viyana'ya kadar gidip de Figlmüller'de şinitzel yememek olmazdı!

Yalnız önceden uyarayım eğer Figlmüller'de yemek yemek istiyorsanız mutlaka rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Yoksa kapısından kuyruk eksik olmayan bu lokantaya girmek için saatlerce sokakta bekleyebilirsiniz.

Şu yazımda Figlmüller'de ilk yemek yeme girişimimin başarısız olduğunu yazmıştım.  Pes etmedim ve ikinci eğitim gününün sonunda, eğitimde tanıştığım dört yabancıyı da peşime takıp Figlmüller'in yolunu tuttum.

Birbirini hiç tanımayan, her biri birbirinden farklı ülkelerde, kültürlerde  yetişmiş dört insan şinitzelde buluştuk da diyebiliriz. Bir Beyaz Rus, iki İngiliz, bir Amerikalı, bir Portekizli ve bir Türk'ten oluşan her türlü fıkraya giriş cümlesi olabilecek içerikteki grubumuz türlü tesadüfler sonunda bu Viyana gecesinde bir masanın etrafındaydık.
Hayat ne garip!

Bu ünlü lokantada şinitzel devasa bir büyüklükte, yanında dilimlenmiş limon ile birlikte servis ediliyor. Yani karnınızdan önce gözünüz doyuyor. Şinitzeli isteğinize göre domuzdan, tavuktan veya dana etinden yapabiliyorlar. Dürüst olmak gerekirse ben öyle çok harika, eşsiz bir tat diyemeyeceğim Figlmüller'de yediğim şinitzel için. Bunda şinitzeli genel olarak çok sevmememin etkisi de olabilir.




Biz şinitzelin yanında taze bebek ıspanaklı tatlı patates yedik. Bakın o müthişti! Ben içecek olarak seçimimi Ottakringer isimli Viyana birasından yana kullanırken arkadaşlarım Avusturya şarabı tercih ettiler.



Viyana'da yenilebilecek en güzel şinitzel diyemeyeceğim çünkü gidiş sürem kısıtlı olduğundan başka hiç bir yerde şinitzel yiyemedim. Fakat yine de dünyanın dört bir yanından gelmiş bir lokanta dolusu yabancıyı bir tabak şinitzelin etrafında buluşturan bu lokantayı deneyimlemenizi tavsiye ederim!


Fiyat Listesi:  Figlmüller Şinitzel ....... 14.9     Euro
                       Küçük salata................ 4.9      Euro
                       Bir şişe yerel şarap...... 20-30  Euro arasında değişiyor.


Adres          : Bäckerstraße 6, 1010 Viyana, Avusturya
Telefon       : +43 1 5121760

Baykuş Gizli Lezzetleri Tadıyor


İtalya gezimizin bir kısmından şurada ve şurada bahsetmiştim. Bugün de dönüş yolunda keşfettiğimiz harika bir meyhaneden bahsedeceğim.
Aslında tamamen tesadüfen bulduk bu küçük yeri:
İtalya’nın batısında dik yamaçların üzerine kurulmuş 5 küçük köyden oluşan Cinque Terre’yi ararken teknolojinin tüm nimetlerine, GPS imize rağmen kaybolduk ve açlıktan  midelerimiz guruldarken kendimizi küçük bir kasabanın içinde karşımıza çıkan ilk bir şeyler yenilebilecek yere attık ki bu bir İtalyan meyhanesi oldu.

İçeride sadece sahibi ile karısı ve minik bebekleri vardı. Adam mutfağı açmadıklarını bize ancak bir peynir tabağıyla salata çıkarabileceğini söyledi.
Başka seçim şansımız olmadığından kabul ettik, iyi ki de etmişiz!
Havanın güzel olmasını fırsat bilip mekanın küçük bahçesinde oturmaya karar verdik.



Ortam bir meyhaneden ziyade arkadaşınızın küçük şirin evi gibiydi.
Peynir, salata, ekmek. Çok basit yiyecekler değil mi? Ama işte değil, basit falan değil! Hepsi o kadar lezzetliydi ki! Domates bile domates gibiydi, o suni, tatsız tuzsuz domatesimsilerden değildi. 




Salata ayrı güzel, peynirlerin her biri ayrı lezzetli, güneş içimizi ısıtıyor  bir de ek olarak dost sohbeti...En lüks restaurantlarda yenilen en karışık isimli yemeklere bir lokmasını değişemeyeceğim kadar güzeldi.
Hayat bu, hiç beklemediğiniz şeyler hiç beklemediğiniz anlarda başınıza geliyor. Bizim planımızda bu küçük meyhaneye gitmek yoktu. Kaybolduğumuz için sinirli, Cinque Terre’yi göremediğimiz için üzgündük. Belki de hepsi bu küçük kasabadaki  gizli  lezzetleri tatmamız içindi!

Hamiş: Trattoria Meyhane demek imiş. 

Le Pirate


Bu aksam  burada yaşayan  yakın bir dostumuz Ayşe abla annemle beni Cenevre’ye yakın bir Fransız kasabası olan Ferney Voltaire’de  Le Pirate isimli bir balık lokantasına davet etmişti. İsmi korsan olsa da ortam aksine gayet şıktı. 



Hemen bize ayrılan küçük bir süs havuzunun yanındaki masamıza yerleştik.. Fransızca bilmeyen bu bünyelere  menüden yemek seçmekte Ayşe abla yardımcı oldu.
Masaya oturur oturmaz ortaya zeytin ezmesiyle küçük ekmeklerimiz geldi. Zeytinin her türlüsünü çok sevdiğimden midir bilinmez afiyetle mideye indirdim kendilerini.


Daha sonra somon fümeli küçük birer antre  ve hemen ardından da mercimekli bir sosun üzerinde Saint-Jacques midyelerimiz sofraya arz-ı endam ettiler.



Ana yemek olarak ben Somon balığı istemiştim. Pişman da olmadım çok lezzetliydi.


Şimdi tatlılarımız gelir derken bu keçi peynirli fıstık bizlere süpriz yaptı:



Son olarak tatlı tabaklarımız havai fişekler eşliğinde masamıza geldiler :P



Davetli olduğumuz için fiyat konusunda bir şey söyleyemeyeceğim, buradan Ayşe ablaya ‘’Kesene bereket.’’ diyor ve mide fesatı geçirmeye yatağıma doğru yollanıyorum.