Yüzyılın Kuyruklu Yıldızı Teşrif Ediyormuş!

Rus gökbilimcileri Vitali Nevski ve Artyom Novichonok İson kuyrukluyıldızını 2012'nin Eylül ayında keşfetmişlerdi. 2013'ün başlarında İson'un Jüpiterin yörüngesi civarında yani çok uzakta olduğu biliniyor. İşin ilginç yanı bu yıldızın güneşe yaklaştıkça bir kaç ay boyunca gündüzleri dahi gözle görülebileciğini söylüyor gökbilimciler veeeee sıkı durun, İson'un dünyaya en yakınlaşacağı noktaya bugün yani 28 Kasım 2013'de varacağını söylüyorlar. Fakat her zamanki gibi olasılıklar da işin içerisinde. Şansımızın yaver gitmesi ve bu yıldızı çıplak gözle görebilmemiz, yıldızcığın güneşe yaklaştıkça radyasyonun etkisiyle tahrip olmamasına bağlı. Hadi bu gece hepimiz gökyüzüne bakalım!

Fotoğraf: http://www.huffingtonpost.com/david-j-eicher/how-to-see-comet-ison-thi_2_b_4254744.html


Blagay Tekkesi - Bosna Hersek'de Bir Derviş Evi

Blagay (Blagaj olarak yazılıyor), Bosna Hersek'te, Mostar havzasının güneydoğusunda yer alan şirin mi şirin bir kasaba. İsmini de Boşnakça'da ılık anlamına gelen 'blaga' dan aldığı düşünülüyor, çünkü ılıman bir iklimi var. Daha önce meşhur Mostar köprüsünü şu yazımda anlatmıştım. İşte Blagay da Mostar'ın çok çok yakınında bulunan bir kasaba.

Blagay ünlü Neretva nehrinin kollarından biri olan Buna nehrinin başladığı yerde. Dünyanın dört bir tarafından insanların burayı ziyarete gelmesinin nedeni ise su kaynağının hemen yanıbaşında bulunan Blagay Tekkesi. Bu tekkenin Osmanlılar için de ayrı bir önemi var: Yıllar boyunca Boşnakların müslümanlaşmasını sağlamış.

Fotoğraf http://www.visitmycountry.net/bosnia_herzegovina/ linkinden alınmıştır.

Şöyle ki: Bölge 1465'de Osmanlının eline geçtiğinde, bölgenin en güzel doğaya sahip yerine Osmanlı ruhunu taşıyan bir tekke kuruluyor. Osmanlı'dan gelip bu tekkeye yerleşen dervişler bölge halkına islamiyeti anlatıyorlar. Dervişlerin adaletli tavırları, hoşgörülü halleri yıllarca savaş yaşamış olan yerel halkı çok etkiliyor ve çok kısa sürede bir sürü yerli müslüman olmaya karar veriyor. Osmanlı da yeni müslümanlaşan bu halkı benimsiyor, bu bölgeye ve insanlarına oldukça yatırım yapıyor. Birçok Boşnağın içindeki Osmanlı sevgisinin de temelinin o zamanlarda atıldığı söyleniyor.Tekkenin bir de efsaneleşen Bektaşi kahramanı var: Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem Sultan'ın derlediği Saltukname isimli efsanenin kahramanı Sarı Saltuk!

Biz parçalı bulutlu bir günde gittik bu ünlü tekkeye. Kah yağmur yağıyor, kah birden dağılan bulutların arasından içimizi ısıtan güneş kendini gösteriyor... Bu, başka bir dünyaya ait gibi duran kasabanın güzelliğine kapılıp, yüzümüzde engelleyemediğiniz bir gülümseme, önce toprak yollardan sonra da nehrin kenarından tekkeye doğru yola koyuluyoruz. Yolun kenarlarında yerli halk hemen arkalarındaki bahçelerinde yetiştirdikleri çilekleri, kirazları satıyorlar. Tekkeye vardığımızda sanki etrafımız bir huzur bulutuyla kaplıymış gibi hissediyoruz. Girişinde kadınların başlarını örtmesi isteniyor. Değişik dinlere mensup bir çok kadın hiç karşı koymadan başlarını örtüp öyle giriyorlar içeri.


Tekke çok sade döşenmiş, yerlerde boylu boyunca rengarenk kilimler serili. İçeride açıklanamayan bir huzur var. Hiç kimse konuşmuyor, herkes hayran hayran etrafını inceliyor. Siz diyin manzarasından, ben diyeyim geçmişte yaşananlardan kaynaklanan büyülü bir hava hakim içeride...


Tekkeden çıkınca hemen yanıbaşındaki buz gibi suya eğilip birer avuç içimize akıtıyoruz bu huzur akan nehirden.

Eğer bir gün yolunuz Bosna Hersek'e düşerse, kısa bir yolculukla bu büyülü kasabaya ve huzur dolu tekkeye ulaşabileceğinizi aklınızın bir köşesine not edin...

''Bu Yazın Fotoğrafı!'' Yarışmasında Son İki Gün!

Bildiğiniz gibi şu yazımda bir fotoğraf yarışması başlatmıştım. Katılım ve oylama için son iki gün, haber edeyim dedim. Şimdilik 11 kişi katıldı ve Melike'nin rengarenk deniz yıldızlı fotoğrafı 1. liği sırtlamış durumda.


Hepinizi yarışmaya, katılmak istemiyorsanız da mutlaka oy kullanmaya davet ediyorum.

Hamiş 1: Yarışmaya katılan sevgili 11 arkadaşım, lütfen sizler de en beğendğiniz fotoğrafa oyunuzu kullanın.

Hamiş 2: Şuradan yarışmaya katılabilir ve VOTE yazan kutucukları tıklayarak da istediğiniz fotoğrafa oy verebilirsiniz. Fakat önce siteye kayıt olmanız gerekiyor.

Ofis Manzaraları

Düzenli bir insan olduğumu söyleyemem.
Hatta açık söylemek gerekirse, ben bayağı dağınık bir insanım!
Ofiste de genelde kendi dağınıklığımdan yine kendim bunalıncaya kadar masamda her şeyi her yere atarak çalışmaya devam ederim. Sonra öyle bir an gelir ki ''ÖÖÖöeeeh! Çıldıriciim, her şey her yerde! Bu ne dağınıklık azizim!'' der hummalı bir derleme, toplama, temizleme ritüeline başlarım.

Bugün mesela,  bilgisayarımın başında işlere dalmış çalışırken bir an için kafamı bilgisayarın ekranından kaldırdım ve şu manzarayla karşılaştım:


Kullanılmış peçeteler kendi imparatorluklarını ilan etmiş, kimbilir ne zaman gelmiş mektup zarfları masanın en güzel yerlerine kıvrılmış, kablolar birbiriyle elim sende oynar pozisyondaydı. İşte o anda bir aydınlanma yaşadım ve içimde derinlerde bir yerde sakladığım titiz ev kadını, o derin uykusundan uyandı! Şöyle 10 dakikalık sıkı bir derleme-toplama-silme çalışmasından sonra bakın nasıl oldu masam:


Sonra mı? Sonra o titiz ev kadınını derin uykusuna bir sonraki aydınlanma anına kadar geri yolladım.

Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları'ndan 5 Alıntı

Çok çok uzun zamandır okumak istiyordum bu kitabı. Türkiye'de yaşarken bir çok kitapçıya sormuş, bulamamıştım. O zamanlar internetten alışveriş yapma alışkanlığım da pek yoktu...
Sonra Cenevre'de ingilizce kitaplar da satan bir alışveriş merkezinde ingilizce versiyonuna rastladım ve hemen aldım!

Görsel idefix'ten alınmıştır.

Hayatımda okurken en çok etkilendiğim kitaplardandı. Bunda gerçek bir yaşam öyküsünü konu almasının da yadsınamaz bir payı var. Kitabın konusuna gelirsek:

Kitabın yazarı Mitch Albom üniversitede okurken sosyoloji profesörü Morrie'ye çok hayrandır, Morrie ona bir çok konuda yol gösterir. Fakat asıl hikaye Mitch mezun olduktan yıllar sonra başlar.

Mitch bir TV programında öğretmeni Morrie'nin ALS hastalığına yakalandığını ve bu dünyadaki zamanının oldukça sınırlı olduğunu öğrenir. Yıllardır iletişim kurmadığı öğretmenini ziyaret etmek için bir salı günü Morrie'nin yanına gider. Morrie Mitch'den o günden itibaren ölene kadar her salı günü yanına gitmesini ister, bu onların son dersleri olacaktır.  O günden itibaren Mitch her salı günü Morrie'nin yanına gider ve bu yaşlı adamın hayata dair anlattığı hikayeleri dinler...Ölmekte olan adam yaşayan öğrencisine hayata dair bilmesi gerekenleri anlatır... Kitabı okurken beni etkileyen bazı cümleleri sizinle paylaşmak istedim:

1) "Ölüm bir hayatı sonlandırır, ilişkiyi değil!"

2) "Bu sadece sevgiyle değil, bir ailenin ne olduğuyla alakalı. Ailenin her zaman senin için orada olduğunu bilirsin. Hayatta başka hiç bir şey sana bu duyguyu vermez. Para vermez. Ün vermez. İşin vermez." 

3) "Yaşlanmak sadece yıpranmak demek değildir. Yaşlanmak büyümektir. Öleceğini bilmenin negatifliğini düşünmek yerine öleceğini anlamak ve tam da bu yüzden daha iyi bir hayat yaşamaktır."

4) "Kim olduğunu kabul et ve bundan zevk al!"

5) "Gerçek şudur ki: Nasıl ölüneceğini öğrendiğinde, nasıl yaşanacağını da öğrenirsin."

Kitabı dilerseniz şuradan alabilirsiniz.

Hamiş: Filmini izlemedim. Önce kitabı okumak istedim.

MİM - Mesleğimizin iyi-kötü yanları

Sevgili Uçan Karavan, çok güzel bir mim başlatmış. Şöyle de açıklamış :


''Hepimizin mesleğinin güzel yanları, kötü yanları var. Bu yanlara ek olarak bazı yetenekler olmadan bazı mesleklerde başarılı olmak imkansız, bu kesin.. Ben diyorum ki bu sefer farklı bir şey yapalım. Uzun zamandır yapmadığımız mimleme olaylarına bu sefer farklı yaklaşalım.. Mesleklerimiz hakkında birazcık bilgi verelim. Detay yok. Şirket mirket gibi. Genel olarak mesleğinin en güzel yanı, en kötü yanı, gerektirdiği yetenekler, meslekte gelişmek için gerekenler, ne biliyim aklınıza ne gelirse mesleğiniz hakkında yazabilirsiniz. Böylece meslek değiştirmek isteyenlere, yeni mezunlara bir nebze yardımımız olabilir. Ne dersiniz? ''
Uçan Karavan'ın başlattığı bu Mim'in konusunu meslek seçiminde kararsız olan arkadaşlarımız için çok yararlı buldum ve hemen sorularını cevapladım.

Şu an yaptığın mesleğe nasıl başladın? 

Öncelikle mesleğimden bahsedeyim. Aslında hala öğrenciyim. CERN'de, yani Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'nde bir doktora öğrencisi olarak çalışıyorum. Üniversite sınavında bütün tercihlerim Fizik bölümlerinden oluşuyordu. Tek bir tane bile başka bölüm yazmamıştım. Hedefimse günün birinde CERN'e gelip buradaki araştırmaların bir ucundan tutabilmekti. Çukurova Üniversitesi Fizik bölümünden mezun olup, yüksek enerj fiziği dalında doktorama başladım, daha sonra bir projeye dahil olup, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun verdiği bursla CERN'de çalışmaya geldim.

Mesleğin için gerekli karakteristik özellikler neler? 

Bu meslek için en en en önemli özellik merak! Merak etmelisiniz. Evreni, nasıl oluştuğunu, nelerden oluştuğunu bundan 13.7 milyar yıl önce ne olduğunu, kaderini...Sonra da azim geliyor sanırım. Çünkü eğer deneysel bir yüksek enerji fizikçisi olacaksanız önünüzde çok uzun bir yol, öğrenilecek çok fazla yeni bilgi var... Strese dayanıklı olmayı da eklemezsem olmaz. Çünkü CERN'de çalışmak bitmek bilmeyen bir stres ortamında bulunmak demek.

Olumlu yanları neler?

En başında insana verdiği tatmin duygusu. Düşünsenize bundan 13.7 milyar yıl önce büyük patlama olduğunda olanları araştırıyorsunuz, bir ucundan evrenin büyük sırlarını çözmeye ortak olmak için uğraşıyorsunuz.

Sonra dünyanın bir çok farklı ülkesinden, farklı kültürlerde yetişmiş insanla birlik içinde çalışıp iş üretmeyi öğreniyorsunuz.

Bir de merak boyutu var olayın tabii. Bir şeyi çok merak ettiğinizde ne olur? Gözünüze uyku girmez, 'Meraktan ölmek' diye deyim bile var. Bu merakınızı gidermek için bir şeyler yaparsınız. İşte eğer parçacıkların büyülü dünyasını merak ediyorsanız bu merakı gidermek için en iyi yer CERN!


Peki ya olumsuz yanları? 

En basitinden: yaşıtlarınız üniversiteyi bitirip hemen iş hayatına atılıp bir düzen kurarken siz master, doktora diye devam ediyor ve adeta hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir öğrencilik hayatı sürdürüyorsunuz.

Hiç bitmeyecek bir iş temposunda çalışmanız gerekiyor. Sabah 8 akşam 5'lik işlerden hoşlanan biriyseniz kesinlikle size göre değil!

Malum ülkemizde bilime verilen değer belli. Eğer bu mesleği seçmeyi düşünüyorsanız, hiç bir zaman öyle çok büyük paralar kazanamayacağınızın farkında olun.

Dileyen bütün arkadaşlarımı bu mim'i cevaplamaya davet ediyorum.

Bir yaz daha böyle akıp gider...ken bir Fotoğraf yarışması!

Merhaba!

Bu yaz da  ılık akşamlarında denizin kıyıya vurarken ki o sesini, insanın iliğini ısıtan güneşini, kumlardaki o sıcaklığı, kumsallardaki mis gibi güneş kremi kokusunu, akşam meltemlerini ve milyonlarca güzel anısını toplayıp gitmeye hazırlanırken bir fotoğraf yarışması yapmaya ve bu yazın anılarını ölümsüzleştirmeye karar verdim!

Yapmanız gereken tek şey şuraya tıklayıp dilediğiniz bir yaz fotoğrafınızı yüklemek ve koşulları yerine getirdiğinize dair bu paylaşımın sonuna yorum bırakmak. Yarışmanın kuralları yukarıdaki linkte mevcut. Kazananın hediyesi herkesin işine yarayacak bir şey olsun dedim ve fotoğraftaki şirin mi şirin 8GB lık USB bellekleri seçtim. İçinden beğendiğinizi yollayacağım.



İngilizce bilmeyenler için nasıl katılacağınızı detaylı bir şekilde anlatıyorum:

Öncelikle linki açtığınızda önünüze gelen pembe pencereden ('Have a look around but' yazan) facebook ile veya kendi emailinizi ve gerekli bilgileri yazarak siteye kaydoluyorsunuz.

1) Açılan pencerenin sağ üst köşesindeki 'Submit Entry' kısmına tıklıyorsunuz.

2)Title kısmına fotoğrafınızın başlığını yazıyorsunuz.

3)Öncelikle choose file diyip bilgisayarınızdan ilgili fotoğrafı seçiyor sonrasında hemen yanındaki Upload'a tıklıyorsunuz.

4)Publishing kısmında 'Published' e bir tık atıyorsunuz. kutucuğunu seçip Save'e tıklıyorsunuz.

5)I accept the Terms & Conditions of Use kutucuğunu seçip Save'e tıklıyorsunuz.


Şansınız bol olsun!