Bir Efsaneydi Efsaneydi 90'lar da Çocuk Olmak #1

80'lerin tam ortasında doğmuş, çocukluğunu doksanlarda yaşamış biri olarak zaman zaman inanılmaz bir özlem duyuyorum 90'lı yıllara...

Başlıktan da anlayabileceğiniz gibi hem kendi özlemimi biraz olsun giderebilmek, hem de benim gibi 90'larda çocukluğunu yaşamış arkadaşlarla hep beraber o günleri hatırlamak için yeni bir seri başlatıyorum.

O zamanlar sanki herkes daha içten, her renk daha parlak, her şey daha eğlenceliydi. Akıllı telefonlar ve onlara yapışık yaşayan çocuklar yoktu. Akşam annelerimiz camlardan bağırmaya başlayıncaya kadar sokaklarda koşturur, saklambaç, yakartop, lastik, kovalamaca ve envai çeşit oyunlar oynar, toz içinde kalırdık.

Sulugöz isiminde bir sakız vardı mesela. Kim en çok sulugözü aynı anda ağzına atıp gözü yaşarmadan çiğneyebilecek diye yarışırdık.
Sarı telefon klubeleri vardı. Bir yerlere telefon edilecekse,  bu klübelerden jeton bitene kadar konuşulurdu. Mutlaka içine girer dışardaki arkadaşınıza şu pozu verirdiniz :))) :



Müzik kasetlerimizi istediğimiz şarkıya gelebilmek, bazen de bozuk bir kısmını düzeltmek için kurşun kalemlerle sarardık.


Capri-sun vardı. Önce içer, sonra pipetinden içerisine hava üfler ve yerde BOMM! diye patlatırdık (Önce hüpletir sonra gümletirdik).


Cino'ların en çok portakallısını severdim ben.


Spice Girls daha ayrılmamıştı. Biz mahalleden bir kaç arkadaş bu grubun parçalarına kendi aramızda kareografiler icat eder, sonra anne babalarımızı karşımıza oturtur, onlara gösteri yapardık.


 Her evde biriktirilen ansiklopediler, kitaplığın baş köşesinde dururdu. 


Kokulu arı maya silgilerimiz vardı. Her çocuk bu silgilerden almak isterdi. Durmadan koklardık. Sonra kanserojen dediler, topladılar bu silgileri.
 Yine kokulu kalemlerimiz vardı. Kimisi üzüm kokardı, kimisi çilek... 
Sonra panço cipsler vardı. Bu cipsleri yemek bir seromoni isterdi: Poşeti önce bir elimizle altından sıkıştırıp diğeriyle şişen kısmını vurarak patlatır,ardından afiyetle yer ve son olarak da birer birer parmaklarımızı yalardık.


Şu yukarıdaki fotoğraflara baktıkça suratımı aptal bir gülümseme kaplıyor. Eski günleri hatırlıyor ve özlüyorum. Umarım sizlerde de aynı etkiyi yaratmıştır... 

Serinin bu ilk paylaşımını akıllara zarar bir reklamla bitirmek istiyorum. ''Neee reklam mı?'' demeyin, bir sürü bloggerın: yok efenim tatil sigortası, facebookda iş yok mu, bilmemneee reklamlarını tıklayıp okuyorsunuz ama. Bakın hatrım kalır şu alttaki CapriSun reklamını izlemezseniz. Hem çözünürlük de çok iyi, HD kalite :P


13 yorum:

  1. Aaaaa bana cinoları hatırlattın tadı damağıma geldi ;))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) benim de portakallieinin tadi damagimda.

      Sil
  2. yazı beni geçmişe götürdü, çok tatlı :)
    kasetleri, caprisun'ı, ansiklopedileri hatırlıyorum bi 95 çocuğu olarak :)
    reklama çok güldüm, hd kalitesi bi harika dostum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))))) reklamda yaraticilik sonsuuuuz :)

      Sil
  3. Çok güzel bir yazı olmuş, caprisun'a bayılırdım :)

    YanıtlaSil
  4. Cok güzel ama caprisun hala var ben simdi iciyorum
    sevgiler♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gugu'cum Avrupa'da hala satiliyor ama sanirim Turkiye'de artik yok. Ben de burada arada aliyorum ama cocuklugumdaki tadi hic bulamadim. Belki o zaman cocuk oldugumuzdan o kadar guzel geliyordu.

      Sil
  5. Bakın be bu zıpays görlü unutmuştum bile :))

    YanıtlaSil
  6. spice girls en tatlısıydı yaaaa.
    :)

    kokulu silgi hala kullanıyorum. alışkanlık işte.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet deep, sporcu spice, seksi spice falan :)

      Sil
  7. Ayyyy çocukluğumu özledim sankiiiii :)

    YanıtlaSil